M.HГўlistin Kukul."TÜRK YURTLARI'NIN HГ‚FIZASI: TÜRKÇE"

29-11-2015, 12:00
1 212

M.HГўlistin Kukul."TÜRK YURTLARI'NIN HГ‚FIZASI: TÜRKÇE"


mhalistinkukul@hotmail.com

Yahya Kemal Beyatlı, bizde, vatan fikri ile, dil münГўsebetini keşfeden ve görüş ileri süren belki de ilk şГўirdir.
Diyor ki; "Vatan fikri bizde daima vardı; fakat Namık Kemal'in, bu fikri kalbimizde yeni bir nefesle uyandırdığı günden beri uyanığız. Onun vatan fikrini uyandırdığı gibi, bir diğer Türk şГўiri çıkıp da lisan fikrinin kutsГ®liğini uyandırsaydı, bize gösterseydi ki bizi ezelden ebede kadar bir millet hГўlinde koruyan, birbirimize bağlayan bu Türkçedir, bu bağ öyle metin bir bağdır ki vatanın hudutları koptuğu zaman bile kopmaz, hudutlar aşırı yine bizi birbirimize bağlı tutar; Türkçenin çekilmediği yerler vatandır, ancak çekildiği yerler vatanlıktan çıkar, vatanın gövde ve rГ»hu Türkçedir."(1)
İşin özü: Dilini kaybeden bir millet, hГўfızasını da kaybeder.
Burada, birkaç husus üzerinde durulabilir. Çünkü; söylenenler, sГўdece tecrübelerin değil, ilmin de gereğidir ve hepsi de çok önemlidir. Fakat, bunlardan birine dikkat çekmek istiyorum. Bu; "lisan fikrinin kutsГ®liği" ve onu "uyandır"ma düşüncesidir.
Nasıl ki, "Vatan sevgisi Г®mГўndandır", dili korumamız ve geliştirmemiz de, bize, hem millГ® ve hem de dГ®nГ® bir emirdir. Çünkü; Allahü TeГўlГў, RГ»m SГ»resinin 22. Гўyetinde, -meГўlen- şöyle buyurmaktadır: "Gökleri ve yeri yaratması ve dillerinizin çeşit çeşit, renginizin türlü türlü oluşu da yine o delГўilden (delillerden)dir."(2)
Böyle mühim bir mes'elede, bugüne kadar, cГўmilerimizde vaaz ve hutbelerde, bir defa olsun "dilin / lisГўnın" korunması geliştirilmesi hususunda bir söz söylendiğini duymadım.
Kaldı ki; 'dil'in korunması, bir başka yönden, onun yabancı lisanlara ve uydurma kelimelere karşı da mücГўdelesini gerektirir. Elbette ki, bu kadar da değil; dil, argolaşıp müstehcenleşirse millГ® kültürde de heyelan başlar. Bu da; hem dГ®nГ® ve hem de millГ® tavır ve heyecanda bozulmayı, gerilemeyi ve çökmeyi hazırlar.
"Aynı dili konuşan insanlar "millet" denilen sosyal varlığın temelini teşkil ederler. Dil, duygu ve düşünceyi insana aktaran bir vasıta olduğu için, insan topluluklarını bir yığın veya kitle olmaktan kurtararak, aralarında "duygu ve düşünce birliği" olan bir cemiyet, yani "millet" hГўline getirir."(3)
"Her yeni nesil ile birlikte, milletler, millГ® kültür ve medeniyetler, millГ® müesseseler, kendilerini hem devam ettirirler, hem güçlendirirler, hem de yenilerler.
"MillГ® dil" de öyledir. O da nesilden nesle intikal ederken hem kendini korur, hem kendini geliştirir, hem de yeniler. Bir taraftan kendi iç tekГўmüle ile, bir taraftan kültür temasları ile, bir taraftan ilim ve sanat kadrolarının gayretleri ile zenginleşen ve güçlenen "millГ® dil", gerçekten de bir milletin "dünü" ile "yarını" arasında tam bir mГўnevГ® köprü vazifesi yapar; "millГ®" ve "beşerГ®" tecrübeleri, gelecek asırlara intikal ettirir.
MillГ® dil, sadece yaşayan nesillerin dili değildir. O, geçmiş ve geleceği ile bir milleti kucaklar."(4)
Bu da gösteriyor ki, dil, milletimizin bütün maddГ® ve mГўnevГ® kültür değerlerini 'barındırır" ve nesillere nakleder. HГўliyle; tГўrihГ® seyir içinde, onda, millГ®, dГ®nГ® ve beşerГ® bütün değerleri kayıt altına alınmış buluruz.
Bir dilde; bir kelime veya bir tГўbir ne kadar çoksa ve bunlar, ne kadar çok mГўnГўyı ifadelendirip iş görüyorsa, o dil o kadar zengin ve kıvraktır.
MeselГў; Türkçemizde "kişi, zat, fert ve şahıs" kelimelerimiz, çoklukları Г®tibГўriyle; "gül" kelimemiz mГўnГў fazlalığı Г®tibГўriyle zenginlik arzeder.
Bunlar, atasözlerimizde, tekerlemelerimizde, mГўnГ®lerimizde, deyimlerimizde, gönüllerimizi süsleyen tarihten süzülüp gelen millГ® emГўnetlerimizdir.
"Bir milletin dili, birinin yerine diğeri konulacak şekilde, bir kelime ve tГўbir yığını değildir. Dil, asırlar içinde ve nesilden nesillerin hГўfızasında dövüle yoğrula yerleşmiş bir mГўnГў, his ve hayГўldir.
(...) Dil, kelime ve tГўbir olarak maddГ®dir. Fakat mГўnГў, maksat, his ve hayГўl tesisine vГўsıta olarak milletin mГўnevГ® hayГўtının başta gelen elemanıdır. Dilin her kelimesi ve tГўbiri arkasında bir tГўrih yaşar. Millet ise, tГўrihin yapıp yoğurduğu bir birliktir."(5)
Öyleyse; buradan, milletin "mГўnГў, his ve hayГўli"yle, "tГўrihi"yle ve bu münГўsebetle de 'milletin birliği' ile oynamak düşüncesine varabiliriz. Ећu Гўnda; 'uydurma" kelimeler ile 'yabancı' kelimelerin Türkçemizi istilГў etmesinin ne kadar tehlikeli olduğunu göstermeye kГўfidir.
Bizim, Türk Milleti olarak, atalarımızın mГўnГў kazandırdığı, hislerinden ve hayГўllerinde unsurlar kattığı bu güzel kelimelerimle, hiç kimsenin oynamasına fırsat vermememiz lГўzımdır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 3. Maddesi'nde:"Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir"(6) yazmasına ve 62. Madde'sinde:"Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır."(7) demesine ve 42. Maddesi'nde de. "Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez"(8) denmesine rağmen, Türkçe'yi, "tarih" ve "kültür" değeri kabul edilmemiş olacak ki, bugün, Türkçe korunmaktan çok uzaklardadır ve bГўzıları gaflet ve ihГўnetle Türkçenin "ana dil" olarak başka dil(ler) ilГўve etmek peşindedirler.
"Türkiye'deki dil zevksizliğinin, Türkçe yozlaşmasının önüne devletimiz geçmeliydi. Ama devletimiz, üzerine düşeni yapmıyor. Yapamıyor. Ећimdi çok önemli bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Fransa'da bundan 365 yıl önce, bir dil akademisi kuruldu. Fransa'da 365 yıl sonra Fransız dilinin kullanılmasıyla ilgili olarak çok önemli bir kanun daha çıkarıldı. 665 sayılı Fransız kanununun bazı maddeleri şöyle (Ben, buraya sГўdece birinci maddeyi alıyorum):
"Madde - 1: Anayasada, cumhuriyetin dili olarak kabul edilmiş olan Fransız dili, Fransa'nın kişiliğini ve ata mirasını gösteren temel unsurdur. Eğitim, çalışma, kamu ilişkileri ve hizmetleri için kullanılacak dil, Fransızca'dır."(9)
Her şey bir yana; Fransızca'nın "Fransa'nın kişiliğini ve ata mirasını gösteren temel unsur" olarak takdГ®mi, bize örnek olacak bir durumdur.
Bugün; "Türk DünyГўsı Türkçesi" hedefinde olması gereken fikir dünyГўmız, güzel Türkçemizi, maalesef yalnızlığa itmiştir.
Hem maddГ® ve hem de mГўnevГ® kıymetlerimizi barındıran Türk DünyГўsı Coğrafyası'nın, bir başka ifadeyle "Türk DünyГўsı Yurtları'nın HГўfızası"nın, doğrudan doğruya "Türkçe" olduğu asla unutulmamalıdır.
"Coğrafya Dili"; bütün bu "ata miras"larının hayat sürdüğü mekГўnlardır. Bu dil, öyle bir dildir ki, Yahya Kemal'in dediği gibi, hem "hudutlar koptuğu zaman bile kopmaz" ve hem de "hudut aşırı"dır ve zaman olarak da, mГўzГ® ile, günü ve geleceği irtibatlandırır.
Coğrafya Dili, kelimelerin "toprak" la kaynaşmasıdır. Böylece; milletin, yeryüzündeki mГўl-ı mГ®rГ® ve tapu senedi hükmünde olur. Bu bakımdan, "Türk Yurtları'nın her toprak zerresini vatan hГўline getiren canlı, hayat ifadeleri vardır. Bunların isimleri mevcut oldukça, hГўlГў diridirler.
Hayatın içinde bulunmayan dil, ömür süren / yaşayan bir dil olabilir mi?
İnsan, hayvan ve bitkiden her çeşit cansıza kadar verilmiş isimler bugün hГўlГў yaşıyorlarsa, onun mensubu olduğu millet de yaşıyor demektir. Caddelere, sokaklara, köylere, mahallelere, şehirlere, devletlere, cГўmilere, hamamlara, köprülere, dergГўhlara, çeşmeler ve her türlü mГ®mГўrГ® eserlere, yemeklere, sayılara verilen isim ve sıfatlar canlı olduğu müddetçe o millet ayaktadır demektir.
HattГў; o milletin tГўrihte kullandığı fiiller, bağlaçlar, zamirler, zarflar ve ünlemler, ifadeye çalıştığımız "yurtlar"dan intikal etmesi gereken büyük değerlerdir.
Dağ, ova, tepe, nehir, deniz... isimleri de bu cümledendir.
Malazgirt Ovası, Kosova ile, Çukur Ova veya Konya Ovası, bizde aynı hissi mi uyandırır? Altay ve Tanrı Dağları ile, Everest'e aynı gözle mi bakarız? Nerede Türk izi, sesi, heyecanı, kükreyiş veya sükГ»neti var, ona bakarız, değil mi?
Ећu Гўnda, birçok şehrimizde yeniden canlandırılan yabancı coğrafya isimleri, Anadolu'nun bir Türk Yurdu olarak hГўfızasının silinmesi gayretinden başka bir şey değildir.
"Gaspıralı İsmail Bey, İstanbul Türkçesinin yaygınlaşmasını istiyordu. Dolayısıyla Türk Dilini yabancı unsurlardan temizlemek, dilimizdeki Arapça ve Farsça tabirlerden vazgeçmek, mahallГ® tabirler yerine Osmanlıcadaki, yГўni İstanbul Türkçesi'ndeki tabirleri kullanmak gerekir diyordu. Kırım'da, Azerbaycan'da ve Türkistan'da, Rusça, Türkçemize bulaşmasın istiyordu.
(...) Gaspıralı İsmail Bey, Bahçesaray şehrinde bir süre belediye başkanlığı da yapmıştı. Vefat ettiği zaman Zincirli Medresesi'nin bahçesine gömüldüğünü biliyordum.
Ruslar, kendi fikir ve sanat adamlarına çok büyük önem veriyor; onların evlerini müze haline getiriyor, büstlerini, heykellerini yapıyor, mezarlarını koruyorlar. Aynı uygulamayı Gaspıralı İsmail Bey için de yaptıklarını sanıyordum. Yanıldığıma dehşetle şahit oldum. Önce gördüm ki Gaspıralı'nın Bahçesaray'da yaşadığı iki katlı ev müze değildir. İçinde iki Rus aile oturmaktadır. Sonra Zincirli Medresesi'nin bahçesine girdiğim zaman bana anlattılar ki:
Moskova, Gaspıralı İsmail Bey'in mezarını tamamen ortadan kaldırmış ve oraya kocaman bir domuz ahırı kondurmuştur. Peki niçin? Gaspıralı İsmail Bey, bütün Türk Dünyasında "Dilde, fikirde, iş'te birlik" sağlamaya çalıştığı için!"(10)
"Sosyalist Rus idarecileri, Türkmenlere millГ® bir şahsiyet verdiği için, Türkmen yaşayışının ayrılmaz bir parçası olduğu için, dünyaca meşhur güzelim Ahalteke atlarını bile, her gün koyun keser gibi, tavuk keser gibi, üçer beşer keserek ortadan kaldırmak, o mübГўrek atların bile köklerini kazımak istediler. Ve siz biliyor musunuz ki; 1917 Sosyalist ihtilГўlinde birkaç milyon olan güzelim Ahalteke atları, 1990 yılında Sovyet Rusya İmparatorluğu kendiliğinden yıkıldığında, sadece 5-6 yüz civarında kalmıştı. Ve Cumhurbaşkanı Sapar Murat Niyazov, yok edilmek istenen o çok zarif, o çok mahir, o çok koşan, o dünyanın en pahalı atları olan Ahalteke Türkmen atlarını yeniden çoğaltabilmek, koruyabilmek için, bir Atçılık Bakanlığı kurdurdu."(11)
Demek ki; mezarlıklar da, bizim tapu senetlerimizin birer parçasıdır. Yer üstündekilerin varlığının teminatları, yerin altında yatanlarımızdır.
Türk birliğini sağlama emelinde bulunan bir Türk büyüğünün mezarının "domuz ahırı" yapılmasındaki insanlık dışı davranış bir yana, bize vereceği ibretler tekrar tekrar düşünülmelidir.
Görülüyor ki; "Ahalteke Türkmen atları", bir hayvan türünü değil de, burada, Гўdeta Türk milletini temsil ediyor. Onların nesillerini kesilmesi de, Türk adının, bir noktasından koparılması mГўnГўsını taşıyor.
Peki öyleyse; şu Гўnda, Türkiye'deki, Adana'da Kilikya, Diyarbakır'da Amed, İzmir'de Smyra, Samsun'da Amisos ve Amazon, Nevşehir ve çevresinde Kapadokya, Giresun'da Kerasus... furyası nedir dersiniz? "Atatürk'ün Ећehri" denilen bir şehirde, yirmi beşi aşan Г‚mazon" ve otuza yakın da "Amisos" isimli kuruluş bulunursa, bu nasıl bir Atatürk Ећehri'dir düşünmek lГўzım gelmez mi?
Çinliler; bütün Türklüğün ata yurdu olan Doğu Türkistan'a "Sinkiang / Ећincang / yeniden kazanılmış toprak adını verirken, Batı T(ı)rakya'da Türkçe yer isimleri değiştirilirken, bizim hangi akla hizmet ettiğimiz elbette ki, sorgulanmalıdır.
"Kömür, toprak altında elmas oluncaya kadar binlerce yıl pişiyor. Dildeki kelimeler de öyle... Milletin dilinde yıllarca pişecek ki, kalple dudak arasındaki elmas dizili nakili vücuda getirebilsin... Sonradan da zorla bu nakile dizilecek her madde, o milletin ruh ve idrГўk temeline en korkunç bir suikasttır. Böyle bir lisanın adı da, Türkçe değil, uydurukça... Bir milletin öz dili, Гўlimlerin, aydınların, yabancı kültürlerle temasta olanların lisanı değil, çakkalın, hamalın, işçinin, dadının, babaannenin, köylünün, neferin dili... Bunların bilmediği hiçbir kelime Türkçe olamaz ve topyekГ»n bir tasfiye hareketi belirtmesi bakımından tedrici bir ıstıfГў (sГўf hГўle getirme) ile bir tutulamaz. Böyle bir hareket, olsa olsa, bir milletin ruh nakışlarını silmek ve onu mГўnГўda cascavlak hГўle getirmek olur. Sadece ihГўnet..."(12)
Son bölümdeki üç tГўbiri tekrar etmek istiyorum: "bir milletin ruh ve idrak temeline en korkunç bir suikast..."; "bir milletin ruh nakışlarını silmek..." ve "SГўdece ihГўnet..."
Dil bahsi ihmГўl edilince, bu kadar fecГ® netГ®celeri olur, bilinmesi gerekir!..
* Ondokuz Mayıs Üniversitesi E. Öğretim Görevlisi, ЕћГўir ve Yazar
KAYNAKLAR
1. Yahya Kemal, Edebiyata DГўir, Yahya Kemal Enstitüsü Yayını, İstanbul 1971, Sf. 83
2. Kur'Гўn-ı KerГ®m MeГўli ve Tefsiri, Tibyan Tefsiri, MerhГ»m AyıntabГ® Mehmed Efendi, Bugünkü Dile çeviren ve açıklayan: Süleyman FГўhir, Bütün Yayınevi, İstanbul 1957, Sf. 888
3. Mehmet Kaplan (Prof. Dr.), Türk Milletinin Kültürel Değerleri, MillГ® Eğitim Basımevi, İstanbul 1977, Sf.12
4. S. Ahmet ArvasГ®, Siz Sesleniyorum-1, Model Yayınları, İstanbul 1989, Sf. 283
5. Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil, Türkçe Meselesi, Yağmur Yayınevi, İstanbul 2006, Sf. 60-61)
6. T.C. Anayasası, Yaylım Yayıncılık, İstanbul 2011, Sf. 4
7. a.,g., Anayasa, Sf. 37
8. a.,g., Anayasa, Sf. 27
9. Yavuz Bülent BГўkiler, Sözün Doğrusu 2, Yakın Plan Yayınları, İstanbul Mayıs 2012, Sf. 69
10. Yavuz Bülent BГўkiler, Sözün Doğrusu-1, Yakın Plan yayınları, İstanbul Mayıs 2012, Sf. 73
11. a.,g.,e., Sf. 242
12. Necip FГўzıl, İdeolocya Örgüsü, b.d. yayını, İstanbul 1976, Sf. 383


Mənbə: [xfgiven_menbe][xfgiven_menbe]
Sizin Reklam Burada

BİZİ SOSİAL ŞƏBƏKƏLƏRDƏN İZLƏYİN: